On sale!

ŞEHR-İ AZAM KÜLLİYATLARI

2,790.00₺ 2,349.00₺

3 imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’un en nadide resimlerini bulabileceğiniz ve tarihini okuyacabileceğiniz tam 19 eşsiz albüm.

Miktar:

Ürün Açıklaması

1-BOĞAZİÇİ SAHİLHANELERİ 2 CİLT(ANADOLU YAKASI, AVRUPA YAKASI):İstanbul´u ziyaret eden Batılı gezginlerden Baron De Tott, şöyle demiştir:

“Boğaz´ı serinleten Kuzey meltemlerine bir de Anadolu ve Rumeli kıyılarının çeşitli yerlerinin güzellikleri eklenince, imparatorluğun büyükleri yazın sayfiye köşklerine akın ederler. Boğaz kıyısındaki güzel yalılar padişahın yazlık ikâmetine ayrıldığı kadar, Boğaziçi´nin süslenmesine de katkıda bulunurlar… Türklerin tercih ettiği doğal bitki örtüsü ile bu yalılar daha da göz alıcı hale gelir.”
2-DERSAADET; SAADET KAPISI İSTANBUL & İSTANBUL, THE GATE TO BLİSS:Toplam yirmi kadar deneme metninden oluşan kitap, “Şehir ve Yaşam”, “Kadın” ve “Aşk” başlıklarıyla üç bölüme ayrılmıştır. Şehir ve Yaşam: Gündoğumunda İstanbul, Sabah Namazı, Balıkçılar, Ramazan Gecesi, Tulumbacılar, Arzuhalciler, Bayram. Kadın: Sandal, Geceler, Hamam, Çingeneler, Kız Kulesi, Keyif, İlkbahar Bayramı (Nevruz). Aşk: Yalnızlık, Ayşe, Haşiş’in Rüyası, Mezarlıklar, Şeytan Dudu, Terk Edilme, Nargilenin Şarkısı.

3-HAVADAN İSTANBUL; İSTANBUL FROM ABOVE:”Havadan İstanbul”, tarihi yarımadadan başlamak üzere, İstanbul’un gelişiminin merkezlerini gökyüzünden seyre dalmak isteyenler için hazırlandı.

Her karesi İstanbul’un eşsiz güzelliğine tanıklık eden “Havadan İstanbul”, tarihsel sürecin peşinde, mekanın hafızasını da yedeğine alarak, fotoğrafın ve yazının sınırlarında İstanbul’u arıyor.
Bu arayıştan kuşkusuz her birimizin hissesine bir İstanbul düşüyor…
Tıpkı masallarda olduğu gibi…
4-KARTPOSTALLARDA İSTANBUL; EMİNÖNÜ – FATİH:Bu Şehr-i İstanbul ki bî misl ü behâdır

Bir sengine yek-pare Acem mülkü fedadır.
-Nedim-

Üç imparatorluğun payitahtı, dünya şehirlerinin kraliçesi, Osmanlı egemenliğinde billurlaşmış şehir kültürü ve siluetine zenginlik katmış güzel şehir İstanbul…

Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının başkenti İstanbul… İmparatorlukların yönlendirildiği, yönetildiği şehir İstanbul ise, İstanbul´un yönetildiği yer de Eminönü-Fatih olmuştur. Osmanlı elinde şehrin İslami siluetinin şekillendiği ve geliştiği ilk yer Eminönü-Fatih´tir. Minareler şehri İstanbul´un, elif misali göklere uzanan minareleri de ilk defa Eminönü ve Fatih´e nasip olmuştur.

İstanbul´da, Osmanlı kimliğinin ilk oluştuğu, yönetim becerilerinin sergilendiği, daracık sokakları, inişli yokuşlu yamaçlarıyla Eminönü ve Fatih kültürlerinin buluşup kaynaştığı semttir. Yeditepeli İstanbul´un yedi tepesinin bulunduğu, tamamı tarihi surlarla çevrilmiş, Osmanlı´nın yönetim merkezi; İstanbul´da Osmanlı yerleşim kültürünün oluştuğu belde ise Eminönü-Fatih olmuştur.
5-KARTPOSTALLARDA İSTANBUL; EYÜP – BAKIRKÖY – BEYOĞLU – KAĞITHANE:Geçmişin haberleşme aracı olarak kullanılan kartpostal, günümüzün araştırmacıları ve koleksiyoncular için son derece değerli bir belge niteliği taşımaktadır.

Kartpostallara bu niteliği kazandıran özelliklerinden biri, postadan geçen kartlar üzerindeki pul ve damgalardır. Ancak bir diğer özellik de, bu kartpostallarda editörlerin dönemin en ünlü fotoğrafçıları tarafından çekilmiş fotoğrafları kullanmalarıdır.

Söz konusu fotoğraflar İstanbul’un abidevi mimari eserlerinden, İstanbul’un gündelik yaşantısına ait ayrıntılara kadar pek çok değerli içeriğe sahiptir. İstanbul esnafı, kadınlar, çocuklar, eğlence hayatı, propaganda faaliyetleri, dervişler ve daha pek çok konu bu kartpostallarda yer almıştır.

Elinizdeki kitap, Eyüp, Bakırköy, Beyoğlu ve Kağıthane semtlerinin tarihin konu alan bir giriş yazısı ile, Atatürk Kitaplığı’nın zengin kartpostal koleksiyonundan bu semtleri belgeleyen bir seçkiyi içermektedir.

6-İSTANBULDAKİ YABANCI SARAYLAR:Sonsuzluğa akıp giden zaman içinde kitaplar; insanlığın hem ortak hafızası, hem de ortak mirasıdır. Artık izi sürülemeyen yitip gitmiş medeniyetler, gün ışığına çıktığında hayatımıza yepyeni açılımlar kazandırabilecek unutulmuş bilgiler, geleceğimize ışık tutabilecek birikim ve deneyimler kitaplar yoluyla bize ulaşır.

7-ANILARDA İSTANBUL; MEMORIES OF İSTANBUL:Anılarda İstanbul, ekonomi ve sanat dünyasına ait, İstanbul’a mal olmuş 34 ismin şehrimizle ilgili izlenimlerini içeriyor. Aynı zamanda yaşanmışlıklar üzerinden İstanbul’un bir dönemini de belgeleyen Anılarda İstanbul, tüm bu özellikleri ile son derece ilgi çekici bir niteliğe bürünüyor.

8-İSTANBUL MUVAKKİTHANELERİ:İstanbul Muvakkithaneleri, zamanı kavramamıza yardımcı olan, saat, takvim gibi belirteçlerin hesaplandığı mekânları mercek altına alıyor… Tarihsel gelişim çerçevesinde bir yandan bu muvakkithanelerin hikayesini anlatırken öte yandan bilimsel anlamdaki gelişmeleri anlamlandırmamıza yardımcı oluyor… Muvakkithanede kullanılan aletlerden burç hesaplamalarına varasıya “zaman”a dair birçok konu bu hacimli eserin konusunu oluşturuyor…

9-İSTANBUL KENT BELLİĞİ:Uygarlıklar Beşiği İstanbul, İstanbul’un kent hafızasını ve mekansal sürekliliğini, zamansal derinliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir çalışma. (…) hayali bir yolculuğa okuru çıkarma becerisine sahip, gerek yazılı ve görsel bilgi gerekse kurgu bakımından özel bir kitap

10-EBRU İSTANBUL:”Alparslan Babaoğlu geleneksel sanatlarımızdan katı ile ebruyu birleştirmiş ve uyguladığı yeni teknik ile ebru sanatına figürü ve perspektifi katmıştır. “Ebru İstanbul” adlı kitapta, sanatçının İstanbul´u konu alan eserleri bir araya getirilmiştir.”

11-BİR FOTOĞRAFIN AYNASINDA İSTANBUL’UN MEŞHUR HATTATLARI :İstanbul’un Meşhur Hattatları kitabının iki önemli çabası var: Hat sanatının son temsilcilerini tanıtmak ve hususi belgelerin izinde hattatların çevresine bir nebze olsun ışık tutabilmek. Bu çabanın ilk hamlesi kapaktaki cemiyet fotoğrafı. Bu fotoğraf 1900’lerin ilk çeyreğinden günümüze kadar, İstanbul’un hat tarihine imza atmış meşhur hattatları bir arada görme imkanı sağlıyor bizlere. Pek çoğu Hattat Sami Efendi’nin talebesi olan bu hattatlar, aynı zamanda Medresetü’l-Hattatin çatısı altında muallimlik yapıyorlar. Eserin sayfaları arasında yer alan belgeler ve özellikle cemiyet fotoğrafları, bu son hat ekolünün, günümüz hattatlarını da yetiştiren ana damarı oluşturduğunu gösteriyor.

12-KARŞILIKSIZ HİZMETİN MUHTEŞEM ABİDELERİ; İSTANBUL ŞİFAHANELERİ :İstanbul şifahaneleri dediğimiz zaman Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaptırılan ve hastane görevini gören müesseseler aklımıza gelmelidir. Hastane görevi gören bu müesseseler tarih boyunca birçok isimle kimliklendirilmişti. Türkçe “şifa evi, şifa kapısı, sıhhat yurdu, sağlık yurdu” olarak anladığımız şifahaneler, genellikle dârüşşifâ olarak isimlendiriliyordu. Bu ismin yanında tarihin çeşitli dönemlerinde ve değişik coğrafyalarda bîmarhane, mâristan, dârülmerza, dârülafiye, dârüssıhha diye de tanıtılıyordu.

Dârüşşifaların kuruluş amacı, binasının yapısı, işleyiş şekli, hizmet edenler, yapılan hizmetler gibi özellikleri İslâm dünyasında şekillenmiş, Selçuklular döneminde gelişmiş, Anadolu’da en güzel örnekleriyle hizmet vermişti. Osmanlılar da bu müesseseyi aynen alıp devam ettirmiş, İstanbul şifahanelerinde en güzel örneklerini vermişlerdi.
13-KEŞFETMEK İÇİN BAK-İSTANBUL:İstanbul´da Keşifler…
İstanbul, günün her dakikası, saniyesi, salisesi milyonlarca nadide görüntüyü gözlerimizin önüne serer. Dört mevsim, on iki ay ve üç yüz altmış beş gün her dem ter ü taze bir İstanbul vardır karşımızda… Kimi zaman kül rengi bir İstanbul´dur dikkatimizi celbeden; kimi zaman erguvani bir İstanbul´dur alıp uzaklara götürüveren…Nedeni her ne olursa olsun, İstanbul her an bir köşeden yüzünü gösterip bir muziplik yapmak için bahaneler arayan bir şehirdir…
Her anı ayrı lezzet, böylesi bir şehir kuşkusuz gezginlerine inanılmaz sürprizler hazırlar. Tuvalinde günün her anından yansıyan ilginç bir resim mutlaka vardır….Bu şehrin sokaklarında gezenler, caddelerinde yürüyenler ve İstanbul´da tarihin zengin koridorlarından bugüne ”zamanda yolculuk” yapanlarda, ”hayret” duygusundan kaynaklanan tatlı bir yorgunluk görülür…
”İstanbul Keşfetmek İçin Bak” adlı kitap, insandaki hayret duygusunu ”dikkat” ile buluşturuyor ve İstanbul’umuzun dillere destan, cömert renk, ses ve ışık halesinde, gök ve yerin raksına fotoğraf karelerinde şahitlik yapıyor.
Bu şahitliğe ortak olmak için, İstanbul´a ”keşfetmek için bakın”

14-MİNYATÜR İSTANBUL :Eskilerin ”nakış” ya da ”tasvir” minyatür sanatının ilk ustaları Uygur Türkleriydi. Önceleri yazma kitapları süslemek amacıyla kullanılan minyatür, zaman içinde büyük dönüşümler geçirdi. Bugün Nusret Çolpan´ın minyatürlerinde karşımıza çıkan eğilimin ilk temsilcisi Matrakçı Nasuh´tur. İstanbul şehri semt semt yaşadığı dönüşümlerle konu edilmiştir. Elinizdeki kitap, bu minyatürler arasında bir konu çerçevesinde özel olarak seçilmiş 99 adet eserden oluşmaktadır.

15-İSTANBUL’DA LALE ZAMANI: “Lale, Anadolu topraklarında doğdu. Değişirken devam eden, devam ederken değişen,sonsuzluğa akıp giden zaman içinde Selçuklunun, Osmanlı’nın elinde suya çizilen ebru oldu. Saraylarda camilerde çini oldu. Udun tamburun tellerinde şarkı oldu.Kelimelerle ifadesini bulup şiir oldu. Ustasının elinde hat oldu, tezhip oldu.Padişah kaftanlarına, saray eşyalarına süs oldu, motif oldu.
Fetih’le birlikte İstanbul’a gelen lâle, İstanbullu oldu. İstanbul’u sevdi, en güzel İstanbul topraklarında büyüdü. İstanbul’un çiçeği oldu. Fetih’ten sonra Avrupalı oldu, dünyalı oldu.”
2006 yılından itibaren İstanbul’da düzenlenen “İstanbul’da Lâle Zamanı”etkinlikleri kapsamında hazırlanan kitap lâlenin bütün güzelliklerini okuyucuya sunmaktadır.
16-İSTANBUL’U DİNLİYORUM: “Çocukluğumun İstanbul’u ve kente dair hatıralarım…Geride kalmış, özlenen hayal edilen, ah çektiren hatıralar…Bugünkü İstanbul’da elbette güzel, elbette yaşanası bir kent…Fakat körler için çocukluk zamanlarımda olduğu kadar kolay bir kent olduğunu söylemek zor.Yine de boğaz köprüleri, tarihi ve doğal güzellikler, koskoca metropoldeki koruluklarla bülbül sesi duyabiliyor olmak bu zorluğu unutturuyor.Böylesine atik ve kıdemli bir kentte doğup büyümüş olmaktan dolayı kendimi hep mutlu ve şanslı hissettim.Yarım asırdan fazla zamandır soluduğum bu büyülü kentin, ebediyen de böyle kalmasını arzuluyorum.”

Eşref Armağan /Ressam

Kitapta, İstanbul’da yaşayan görme engelli müzisyen, yazar, ressam, avukat, eğitimci, sporcu, psikolog, bankacı, gazeteci, siyasetçi ve milletvekili ve diğer mesleklerden İstanbullunun İstanbul anıları ve İstanbul’un kendilerine hissettirdiği duygu ve düşüncelerini okuyacaksınız.

17-BİR DEMET İSTANBUL: İstanbul tutkusu geçmişte kalmamış,çağdaş romancılara kadar gelmiştir.İhsan Oktay Anar, Evliya Çelebi’nin İstanbul’unu yapıtlarında Melling gravürlerinin özeni ile adeta yeniden inşa etmiştir.Buna karşılık Oğuz Atay, çağının İstanbul’u ile ilgilenmiş, gecekondu sosyolojisini hatta daha çok psikolojisini işlemiştir.

Türk Romanından Bir Demet İstanbul adlı çalışmamız İstanbul’u konu eden seçkin romanlardan alıntılanan tasvirlerden meydan gelmektedir. Tabii ki bu seçki öznel tercih ürünüdür. Bununla birlikte kitabın bölümlerini içerdiği romanların edebi değeri konusunda okuyucunun bizimle hemfikir olacağını düşünüyoruz.”

18- SAVAŞ AY’IN KALEMİNDEN İSTANBUL KAHVEHANELERİ:
Tarihe yedi tepeli şehir olarak geçen İstanbul, varoluşu birkaç bin yıla uzanan bir dünya kenti. Tarih, kültür, sanat açısından taşı, toprağı altın olan bu eşsiz kentin kültür mirası, ayrıntılarında gizli. İstanbul’un kahvehaneleri de bu ayrıntılardan sadece biri.

İstanbul’un ilk kahvehaneleri, 1550’lerde Halepli Hakem ve Şamlı şems tarafından Tahtakale’de semtinde açıldı. Kahvehane geleneği buradan yola çıkarak bütün dünyaya yayıldı. Genellikle üst düzey bürokratlardan oluşan müşteriler, yirmi yada otuz kişilik gruplar halinde kahvehanelere toplanır; kitaplar şiirler okur, üzerine tartışırlardı. Bir yandan tavla, satranç gibi oyunlar oynanırken bir yandan bol köpüklü kahveler içilirdi.

Turistik Kahvehaneler dışında, İstanbul’un tarihi semtlerinde bulunan mahalle kahvehaneleri, kendi kültürünü zorlanarak da olsa dünden bugüne taşımaya devam ediyor. Uzun yıllar birbirini tanıyan, çocukları birlikte büyüyen, birlikte yaşlanan dayanışma içinde olan insanların paylaştığı bu mekânlarda, sosyal statülerin, etnik kimliklerin kapı önüne bırakıldığına, lezzetli kahveler, demli çaylar eşliğinde yapılan güzel sohbetlere, havada uçuşan şakalara, yüksek sesle gazete müzakerelerine, çeşitli marifetlere ya da geçmişin hüznüne tanık olabilirsiniz.

Kitapta, yarım asır yada yarım asırdan daha fazla ayakta kalmış, kültürünü, anılarını bugüne getirebilmiş İstanbul Kahvehanelerinden sadece bir kısmı yer alıyor.

Bu kahvehanelerin hikâyelerini kimi zaman işletmecisinden, kimi zaman müdavimlerinden, kimi zaman sahibinden aktarıp, mekânları fotoğraflayarak sizlerle paylaşıyor.

19- SUR İÇİ CAMİLERİ: Kitap;İstanbul’un sur içi camilerini konu ediniyor. Elbette İstanbul denildiğinde evvela sur içi akla gelir. Sur içi, tarihsel ve mimari açıdan şehrin en zengin bölgesidir. Sur içi camileri bu kitapta, bulundukları semtlere ve mahallelere göre okuyucunun dikkatine sunuluyor. Kitap; camilerin güncel iç ve dış fotoğraflarının yanı sıra her bir caminin adresi ve yol tarifi, ne zaman, kim tarafından ve hangi mimara inşa ettirildiği, zaman içinde camilerde meydana gelen değişimler, sonradan yapılan yenileme ya da tamiratlar ve camilerin günümüzdeki son durumu gibi çok değerli bilgileri içeriyor. Sur içi camilerine dair bilgilerimizi güncellemesi ve kapsamlı bir durum tespitini içermesi kitabı daha da önemli kılıyor.